Tbt Değil, Hey Gidi Günler!

Ara Güler

Milli bayramların bende farklı bir heyecanı vardı hep. Ben o günlerde kürsüde olurdum. Ya şiir okurdum ya törende sunuculuk yapardım. Sonra okulları aştım, 23 Nisanlar’da Ali Sami Yen’de, 19 Mayıslar’da İnönü Stadyumu’nda şiir okurken buldum kendimi.

O zamanlar her şey daha mı güzeldi? Kutlamalarımız, coşkularımız, hüzünlerimiz, aşklarımız, arkadaşlıklarımız… Hepsinin ayrı bir tadı vardı sanki. Şimdi benden 10 yıl önce yaşamış birine sorsam o da kendi dönemi için aynı şeyleri söyler. Yoksa gittikçe daha mı kötü oluyor her şey?

Öğretmenlerimiz ile ilişkilerimiz bile bir farklıydı sanki. Geçenlerde liseden bir öğretmenimi aradım, emekli olmuş şimdi. “Tiyatroya devam ediyor musun kara kızım” diye sordu bana. Aradan yıllar geçmiş, ben unutmuşum, o benim tutkularımı unutmamış. 16 yaşıma dönüverdim bir anda. Öğretmenlerimin bana yazdığı hatıraları okudum. Şimdi böyle yaşanıyor mu acaba diye düşündüm.

Ben 17 yaşındayken karşılıksız sevdiğim bir çocuk için yazdıklarımı toplayıp kitap yapmıştım. Şimdikiler duygularını bırak ifade edebilmeyi, sevmenin tadına varamayacak kadar hızlı tüketiyorlar her şeyi. Bir erkek arkadaşımız bizden hoşlandığında yüzümüze bakamaz, utanırdı, sevmeye devam ederdi belki yıllarca. Şimdi sen cevap vermezsen anında başkasına yazıyorlar. Çünkü herkes, her şey bir tık uzağımızda.

Yıllar önce bana yazılan bir aşk mektubu geldi hatrıma, açıp tekrar okudum. Aşkına karşılık veremesem de yazdıklarını, saf, güzel duygularını onurlandırdım tekrar. Kalmadığına üzüldüm böylesine mektuplardan. İnsanların ifşaladıkları yazışmaları okuyunca teşekkür ettim yaşadığım safiyete.

Eskiden birbirimize kendi el yazımızla hatıralar yazardık, onları sandıklarda saklardık. Şimdi ben bana gelen güzel mesajları saklamak için ekran görüntüsü (screenshot) alıyorum. Arkadaşlarımın el yazısını bilmiyorum.

İnsanlığımızı unutup “kadın” ve “erkek” diye iki gruba ayrıldık. Kadınlar ne ister, erkekler ne ister diye düşünüp duruyoruz. Bir zamanlar herkes yalnızca sevgi isterdi sanki. Şimdi sevgi tek başına yetmiyor hiçbirimize.

Kimsenin bir diğerinden farkı yok. Aynı kaş, aynı dudak, aynı burun, aynı kıyafetler, aynı espri anlayışı, aynı kafalar. Herkes güzel, herkes komik. Farklı olanı kabul edemiyoruz, farklı olmak istemiyoruz.

Birbirimize zaman ayırmıyoruz, zamanımız kalırsa birbirimizle oluyoruz.

Emek vereni, fedakarlık yapanı, vefakar olanı elimizin tersiyle itiyor, küçümsüyoruz.

Gerçekten “nasılsın” diye sormuyor, soranı garipsiyoruz. Hayallerimizi hiç merak etmiyoruz.

Geçenlerde bir arkadaşım “20’lerin kadını” dedi bana. 20, 30 bilemem, bu kadar hızlı akmayan dönemlerin birinde takılı kalmış ruhum. Buralara sığamadım bir türlü, sığınamadım. Yetişemedim ne kılık kıyafetimle ne aklım fikrimle ne de kalbimle.

Bugün ben sizlere yine o kürsüden sesleniyorum. Yanlarımda öğretmenlerim, karşımda sıkıntıdan oflayan puflayanlar, bir iki de pür dikkat dinleyen hayran göz. Kalbim küt küt, avuçlarım terliyor.

Kutlu olsun!

https://youtu.be/rm4264Tnxuw

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz