“Siz Hiç Sabunluyken Ağladınız mı?”

Bana ihtiyacı olduğunu düşündüğüm bir arkadaşımın yanına gittim. Benim de ona ihtiyacım varmış.

Zorla yemeğe kal derken yere kocaman bir örtü serdiler. Toplandık etrafına, çok güzel bir yemek yedik. Anneannemin küçücük bir yer sofrasına tüm aileyi toplayıp doyurması geldi aklıma. Şimdi nasıl oluyor da koca masalara sığmıyoruz?

Yemeğin bana göre biraz acı olduğunu söylediğimde Adıyamanlı arkadaşım ve ailesinin aynı anda kafalarını kaldırıp “Acı mı, hangisi, yemek mi? Hangi yemek acı?” diye afallamaları beni gülme krizine soktu. Acı görecelidir efendim. Bazı acılar daha göreceli.

Arkadaşım babasını kaybetmişti. Babamı andığım uzun bir gecenin sabahında telefonuma düşen bir mesajla öğrenmiştim bunu. O benim hala bir şansım olacağını düşünüyordu, ben ise yaşamış ve sevebilmiş olmanın şansından dem vuruyordum ona. Bir kayıp, ardında güzel anlar bıraktıysa sonuç değildir, sonuç o anların kendisidir. Kaybetmek ise sinek ısırığından ileri gidemez.

Sevdiklerimizi ve hikayelerimizi gözlerimizde saklıyoruz. Her gün onlara gülümsüyor ve bu yüzden kimi zaman hüzünlü bakıyoruz. Uzaklara dalmalarımız da bundan, uzakları düşlüyoruz. Kaybetmek yok, kaybolmak yok. Sevgi yaradan daha derindir.

İnsan anladıkça daha az acı çekiyor. Ölümü anlayınca ölene kızmıyor, gidişi anlayınca gidene kızmıyor. Mesela kırgınlıklarımız da anlayınca geçer mi? Daha az acı çekmeye başlarsak yürekten affedebilir miyiz? Karşımızdakini anlarsak kendi hayatımızı da anlamlandırmaz mıyız? Kimin daha çok acı çektiğini nereden bilebiliriz ki?

Büyüdükçe, tecrübe edindikçe insanları daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. Daha az yargılamaya başlıyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki insan her şeyi yapabilir ve hayatta her şey olabilir. Birini şu an olduğu noktaya götüren ne ise bunu kucaklayabilecek gücü kendinizde buluyorsunuz.

Yani ölüp gideni, ölmeyip gideni anlamanın, affetmenin bir yolu olmalı. Hayatı, adaletsizliği, niye benim başıma geldileri anlamlandırmanın ve kabul etmenin bir yolu.

Bu yolda her şey var; iyilikler, güzellikler, kötülükler, faşistler… Yolda karşımıza çıkan her şey bizim için, her şey daha fazla biz olabilmemiz için, her şey daha fazlası olmaması için.

Dönüşte son dakika yetiştiğim otobüste akbilimin boş olduğunu fark ettim. Biri benim yerime bastı fakat yanımda nakitim olmadığı için parasını veremedim. Hoş verseydim de o almayacaktı, tıpkı benim almadığım gibi. Çünkü dünya üzerinde ne yaparsanız onun size geri döneceğine inanan biriyseniz böyle olur. Her şeyin bulaştığı bu dönemde iyiliğin de hala formunda olduğunu görmek çok güzel.

İyi olmak için geç değil.

Sevgi ile.

5 YORUMLAR

  1. 👏 👏 👏 Muhteşem bir yazı ✍️ kalemine, yüreğine sağlık. Kaynak göstererek instagramda yazıyı paylaşmam umarım sorun olmaz.

  2. 👏 👏 👏 Muhteşem bir yazı ✍️ kalemine, yüreğine sağlık. Kaynak göstererek instagramda yazıyı paylaşmam umarım sorun olmaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz