Kendini Kazanmak

Sınavlar, mezuniyetler hakkında konuşunca aklıma kendi mezuniyet-meme-m geldi. 2017’de yazdığım yazıyı şöyle bırakıyorum: http://www.sebnemaktan.com/102/

İnsan böyle sınavlara hazırlanırken bir üniversite kazanamazsa hayatının biteceğini, üniversite sıralarında otururken de bir iş bulamazsa mahvolacağını düşünüyor. Ya da düşündürtülüyor mu demeli?

Erich Fromm “İnsan Olmak Üzerine” adlı kitabında insanın sanayi sistemi içerisinde “birey” olmaktan çıkıp “nesne” olmaya başladığından bahseder. Artık nesne olduğunuzda size verilen sermayeyi -bu yaşamınızdır- en kar getirecek şekilde kullanmanız beklenir. İnsan bu beklentinin kölesi olur. Girdiğimiz tüm yarışlar bu beklentinin ürünüdür.

Dünya Ekonomik Forumu’na göre 2020’de bir çalışanda aranılan yetkinlikler şöyle (ilk 10): Karmaşık problemleri çözebilme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, insan yönetimi, diğer çalışanlarla koordinasyon, duygusal zeka, muhakeme ve karar alma, ürüne/ hizmete yönelik olma, müzakere, zihinsel esneklik.

Şimdi burada eğitim sistemini, eğitimde adaletsizliği, yetersizlikleri eleştirmeyeceğim. Bu yetkinliklerin büyük bir çoğunu geliştirebileceğimiz alanların sunulmamasından da bahsetmeyeceğim. Bunları zaten hep konuşuyoruz. Benim bugün hakkında yazmak istediğim şeyler biraz farklı.

Yukarıda saydığım yetkinlikler aranan ve az bulunan, sahip olan kişiyi parlatacak olan yetkinlikler. Okuduğunuz okullar, çalıştığınız yerler bu yetkinlikleri size kazandırıyorsa ne ala. Kazandırmıyor, bir de aksine köreltiyorsa o zaman durup düşünmeli.

Meselemiz bir okul kazanmak ya da bir işe girmekten öte olmalı.

Zorluklarla nasıl başediyorsun? Bir olumsuzluk karşına çıktığında tavrın ne oluyor? Fikrini savunabiliyor musun ya da bir fikrin var mı? Ne kadar yaratıcısın? İmkansıza mı odaklısın yoksa çözüme mi? Duygusal zekan ne alemde, empatik misin? Yeni fikirlere ne kadar açıksın? Değişime uyumlu musun? Farklı karakterdeki insanları yönetebilecek kadar onları anlıyor musun, daha iyi anlayabilmek için kendine yatırım yapıyor musun?

Dünyaya en iyi üniversitelerden mezun olmuş değil, bu sorular hakkında kafa yoran, bu yetkinliklerini geliştirmek için çabalayan insanlar lazım. Bu yetkinlikleri kazanan bir insan üniversite okumasa da kendini her daim geliştirme çabasında, plazada çalışmasa da ekmeğini taştan çıkarabilecek bir güce sahip olacaktır.

Türkiye’de toplam 206 üniversite var. Bu üniversitelerden her yıl ortalama 797 bin öğrenci mezun oluyor. İşsiz sayılan genç üniversiteli sayısı ise 876 bin kişi.

Bu durumda ne bir üniversite kazanmak ne de bir işe girmek övünülecek bir şey.

Ne yaparsanız yapın, yaşadığınız hayatı anlamlı kılabilecek huylar edinmeye bakın. Ne iş yaptığınız değil, nasıl yaptığınızdır önemli olan.

İnsanlar sizi her zaman eleştirmenin, yaralamanın, kınamanın, kategorileştirmenin bir yolunu bulurlar. Bir “nesne” olmaya devam ettikçe, başkalarının kurduğu düzen içinde en iyisi olmak için çırpınıp durursunuz. Kendini yetiştirmiş, iyi bir insan olduğunuzda, hiçbir şey olmazsanız “birey” olursunuz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz