12.971 Adım

Bugünden.

Bugün arkadaşımla beraber Kemerburgaz Kent Ormanı’na gidip yürüyüş yaptık. Yol boyunca yer yer yağmur yağdı, rüzgar esti, yer yer güneş açtı. Göle vardığımızda çantamızdan sandviçlerimizi, termosumuza doldurduğumuz çayı çıkarıp bir güzel yedik içtik. Terimiz soğuyup üşümeye başladığımızda tekrar yola koyulduk. Tanımadığımız insanlara günaydın dedik, kendi halindekilerin yanından geçip gittik. Gülme krizine girdik, duygulandık, sohbete daldık şuradan buradan. Göl kenarına indik, bir gün hava güneşliyken gelip meditasyon yapıp kitap okuyalım diye plan yaptık a ha tam da şurada. Bir hayli yürüdükten sonra buradan geri dönelim dedik sonunda. Yolda bir papatya bulduk, aldım saçıma taktım. Sonra bir yerde papatya düştü, fark etmedik, misyonunu tamamladı dedik. Dönüş yolunda baktık git git bitmiyor, biz de kahve molası verdik. Kahve yolu kısalttı, yürümeye devam ettik. Farklı bir yolu takip ederek aracımıza ulaşmaya çalıştık. Yolu karıştırıp kestirme ama balçık bir yola saptık. Öyle böyle derken 12.971 adım attık.

Daha az atabilirdik, daha çok da. Kahvaltı yapmayabilirdik, kahvaltı için bir salona gitmeyi de tercih edebilirdik. Kimseye günaydın demez, önümüze bakabilirdik. Yol üstünde kavga edebilir, farklı yollara sapabilirdik. Sıkıcı bir yolculuk da olabilirdi belki de daha keyifli. Göl kenarına hiç inmeyebilirdik ya da göle girebilirdik. Papatya bulmaz, saçımıza takmazdık, olabilirdi. Belki kahve içmeden hızlı hızlı gidelim, varalım bir an önce diyebilirdik. Yol karışmayabilirdi ya da hepten kaybedilebilirdi. Ayaklarımız hiç çamur olmazdı belki.

Mekan aynı, zaman aynı, yaşananlar farklı olabilirdi. Aynı yolu yürüyoruz diye varışa aynı anda ulaşmak zorunda mıyız? Benim havam yağmurlu, seninki güneşli olabilir. Ben papatya bulurum, sen gül. Ben gölün yanından süzülür giderim, sen içine girersin. Ben yolumu kaybederim, sen kestirmeden gidersin. Ben yürürken gökyüzüne bakarım, sen yere. Benim ayaklarım çamur olur, sen tertemiz kalırsın.

Neden birbirimizi birbirimizle, kendimizi başkasıyla kıyaslar dururuz hikayelerimiz, sınavlarımız bu kadar farklıyken? Önemli olan o yola çıkacak cesarete sahip olmak, karşımıza çıkacak her şeyi kucaklayarak devam edebilmek değil midir? Yolun sonu değil, yolun kendisidir anlamlı olan.

Yolunuz kabul edebileceğiniz, sizi olduğunuzdan daha güzel yapacak şeylerle dolsun. 🌼

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz