“Nasıl Hissediyorsun?“

Telefonuna bile koruyucu bin tane şey takan insanoğlu hem kendi kalbine hem de başkasının kalbine aynı özenle niye yaklaşmaz?

Başkasını üzmek, aşağılamak, kırmak için kendimize izin verirken, mutlu etmek, yaklaşmak, anlamak için neden çekiniriz?

Derinleşmek, duyguları paylaşmak, hassasiyeti kucaklamak, hayalleri dinlemek neden zor gelir?

Nasıl hissediyorsun?” sorusu hem sorana hem cevaplayana bin tane yeni pencere açtıracakken bir kuru “iyiyim”e ne ara tav olmaya başladık? Ya da zaten çok da umrumuzda değil mi?

Ne yaşamış, bu ona ne hissettirmiş, şu an nasılmış gereksiz detaylar mı? Sıkıcı mı?

Yüzeyselleştik.

Birbirimizin öyküsünü dinlemiyoruz. Aslında birbirimizin ayrılmaz parçasıyız ve dinlemediğimiz biraz da kendimiziz. Hoş zaten asıl duymak istemediğimiz de kendimiz değil miyiz?

Kaçtığımız kendimizsek doğru yoldayız. Kaçtığımız başkasıysa kendimizi kandırıyoruz.

Duyduğumuz sesler bir tırmık etkisi yaratıyor ama yokmuş gibi davranmayı seçiyorsak tehlikeli bir çukurun dibine ramak kalmış demektir.

Kaçımız cesuruz önce kendi kalbimize dokunacak, başkalarının kalbimize dokunmasına izin verecek ve bir kalbi kucaklayacak kadar?

Zor olan yakınlık kurmaktır.

https://youtu.be/aObdAXq1ZIo


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir