Kendi Bahçenizin Ağacı Olun

Benim bayram tatilim zorunlu bir sebepten ötürü biraz erken başladı. İki gündür süre gelen omuz ağrım bugün boynuma giren kramplarla neticelenince iş arkadaşlarım beni acile götürdüler. Kas Spazmı dedi doktor. Popişime iğne yiyince bana bi rahatlama geldi tabii.

Evdeyim şimdi. Film mi seyretsem, şu kitabı mı bitirsem derken bir anda yazı yazarken buldum kendimi.

Hep yazma işini bu kadar ertelediğim için oluyor bunlar. Yazmayınca kasıma kramplar, karnıma ağrılar giriyor, başım dönüyor, sivilcem çıkıyor…

Az önce komşunun küçük kızı bahçede dedesiyle sohbet ediyordu, ben de pencerenin önünde kulak misafiri oldum.

-Benim kaç tane ablam var? -2 tane. -Eda ve Nazlı mı? -Evet, niye abla demiyorsun onlara? -Eda’ya abla derim ama Nazlı’ya demem çünkü Nazlı biraz abla gibi, biraz da değil.

Dedesiyle beraber ben de güldüm. Ne kadar prensipli ve ne kadar da haklı.

İnsanların bazıları biraz abla, biraz ağabey, biraz anne, biraz baba, biraz arkadaş, biraz sevgili, biraz da değil. Bu sebeple ne diyeceğinizi, nereye koyacağınızı, ne kadar değer vereceğinizi ve onunla ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz.

Biz neyi ne kadar yapıyoruz o da meçhul. Hoş benim her yanım çuvaldız delikleriyle dolu.

Dün performans değerlendirmesi yapıyoruz yöneticimle, “Şebnem benim sana 5 puan verdiklerime sen kendine 3 puan vermişsin, niye?” diyor. 😀

Şu dünyadaki en zor şeylerden biri sanırım doğru insanı doğru yere koymak. Bu müthiş bir kural değil bu arada. Yani bazen yanlış insanları o an için koyduğunuz yer ya da doğru insanı yerleştirdiğiniz yanlış yer size ve karşınızdakine verilmiş nimetlerdir. Hiçbir şey tesadüfi de değildir ama bu durum sizi çeşitli isyanlara ve bakış açınızda değişmelere sürükleyebilir.

Ben hep şuna inandım: Birine ne verirsen ondan o karşılığı alırsın diye bir kural yok. Hak ettiğin karşılığı sana hayatın kendisi verir. Bu yüzden hoş, nazik ve iyi olmaya devam et. Dönüp dolaşıp sana bir yerden geri gelecektir.

Sen içindeki sevgiyi ver, karşındaki almazsa o sana başka bir surette geri döner. Verdiğin emeğin karşılığını her daim alır, dün çektiğin cefanın sefasını yarın sürersin.

Hiçbir şey beni hayata ve insanlara sevgi ve güven duyma konusunda yıldırmadı. Bazen kendime katı davrandığım doğrudur ama ben en çok da kendimi affettim. Yani, şimdi ve yarın ve on yıl sonra ve ölüm döşeğinde hiçbir şeyden pişmanlık duymuyorum, duymayacağım. Ahmakça davranırken de bendim, akıllı davranırken de.

Ve ben kendimi herkesten çok seviyorum.

Çünkü biliyorum ki ben kendimi sevmezsem içimdeki nehirler kurur. O nehirde yıkanamaz kimse, etrafında çiçekler açmaz, kuşlar ötmez gökyüzünde. Ne kendime hayrım dokunur ne başkasına.

Ben kendime değer vermezsem, başkası ölçer değerimi o da gönlünden ne koparsa işte.

Özdemir Asaf “Kendi bahçesine dal olamayan biri, girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor” demiş.

Kendi bahçenizin ağacı olun, orman olun. İçinizdeki ormanı keşfedenlerle, orada yeşermek isteyenlerle, çiçeğinizle böceğinizle sizi sevenlerle, kırıntılarla değil avuç dolusu gelenlerle birlikte bir ömrü doldurun. Kendi bahçesine dal olamayanların gelip ormanınızı yok etmesine de izin vermeyin.

He bu arada #KazDağlarıHepimizin !

https://youtu.be/tcLuwHwqqpM


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir