Helva

Bu haftanın günlerinin birinde anneannemin eski kocası, annemin olmayan babası, benim hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğim bir insan göçtü gitti dünyadan.

En zoru da ne hissedeceğini bilememek. Öyle ya da böyle bir kordon ile bağlı olduğun ama varlığını el yordamı aradığın bir ruh. Bir yanda yaşanması mümkünken yaşayamadıkların, bir yanda “kızgınlık” diyerek basitleştirmeye çalıştığın boğaz düğümleri. Kendim için demiyorum, kızları için. Ve bir gün benim sahnemin geleceği o an için. Işık! Bu ışık o ışık mı?

Anneannemi düşünüyorum, ondan kısa süren ömrünü ve orası neresi ise o buluşma anını. “Hoş geldin” der mi? Yoksa o hafızamda kalmış karedeki gibi, başını ondan öte çevirir mi? Duysa öldüğünde cebinden bir gözlüğü bir de kendisinin fotoğrafının çıktığını, affeder mi onu? Düşünüyorum da o fotoğraf aşkın mı, vicdan azabının mı sembolü? Ölürken en sevdiğimizi mi yoksa en acıttığımızı mı hatırlarız?

Haydi kalkın kızlar dedim, helva yapıyoruz. Bize bıraktıkları acıları arkalarından şerbetlendiriyoruz, bağımızı kesiyoruz, affediyoruz. Hepimiz tek tek kavuruyoruz, biraz hıncımızı çıkarır gibi, biraz eksik kalan şefkati arar gibi, biraz sevip okşar gibi… Senden gelen her güzelliği kabul ediyor, diğerlerini sana teslim ediyorum diyorum şerbeti dökerken. Toprağa karışsınlar, dönüşsünler istiyorum.

Ardından bir fincan acı kahve ile ikişer dilim yiyoruz, biraz limon tadı mı geliyor diyoruz, e normal o kadar ekşilik.

Bir gün diyorum, ışık bana döndüğünde ne hissedeceğim? Haberi aldım, anneme sarılıyorum. O gün de sadece anneme sarılmak istiyorum. Sen çok yaşa.

https://youtu.be/OXXRoa1U6xU


Yorumlar

“Helva” için 2 yanıt

  1. Bir Takipçi avatarı
    Bir Takipçi

    🌸

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir