
Dün oturduğumuz kafede bir şarkı çaldı. Hava öylesine güzel, ortam öyle huzurluydu ki şarkı da anında beni içine çekti. Hemen shazamladım ancak bu sabah dinleyip sözlerine dikkat etme fırsatım oldu.
Bir süredir fazlasıyla kendimdeyim. Ne yaptım, ne yapabildim? Nelerin altında ezildim ve nasıl kalkıp da buldum kendimi tekrardan?
Bir spiritüel rehber bana “Sen dünyaya Anka Kuşu olarak gelmişsin, yanıp küllerinden yeniden daha güçlü doğmak kaderinde var” demişti. O böyle söylemeden bir ay önce ben de bir ortamda kendimi “Anka Kuşu” olarak tanımlamış, sonra kızmıştım kendime. Eğer ki Anka Kuşu olmayı kabul ediyorsan yanmayı da kabul ediyorsun demektir. Neden her seferinde yanıp tekrar başlamak zorunda kalıyoruz ki? Neden güçlü, daha güçlü olmak zorundayız? Neden olgunlaşmak zorundayız? Neden öğrenmek zorundayız?
Hayat size cevapları verir, yavaş yavaş, vakti geldikçe.
Bu dünyaya kendimizi bulmaya geliyoruz. Hayatımıza giren insanlar, tam da o anda bulunduğumuz mekanlar, yaşamak zorunda kaldığımız olaylar, hepsi bu amaca hizmet ediyor.
Her ne yaşadıysan, her şey geçtiğinde, öfken söndüğünde önce kendini affediyorsun sonra herkesi, her şeyi.
Geriye kalan küllerden tekrar inşa ediyorsun yaşamını. Gülten Akın’ın da dediği gibi “Böcekler gibi” başlıyorsun yeniden.
“Hadi şimdi, anlat onlara. Sesini yükselt ve yüksek sesle söyle. Onlara gururla ayağa kalkmanın ne demek olduğunu göster”
Bahsettiğim şarkı Tamara/ Proud.
O an, orada, güneş yüzüme vururken huzur ve mutlulukla nefes alıyorken bu şarkının hayatımın arka fonunda çaldığını sonradan fark ettim.
Bu yazıyı şu anda okuyan, her kimsen, şarkıyı aşağıda senin için paylaşıyorum. Lütfen kulaklığını tak, gözlerini kapat ve dinle.
Herkesin beklentisi çok büyükken senden, sen güçsüz mü hissediyorsun?
Yaraların mı iyileşmiyor? Yoksa henüz bir yara açacak kadar yaşanmışlığın bile mi yok?
Olduğun halinle sevilmiyor musun? Değiştirmeye çalışıyorlar da sen kafese sığmıyor musun?
Aramıyor mu? Dönmüyor mu? Var ama aslında yok mu?
Duvarlar üstüne üstüne mi geliyor? Gürültü mü canını sıkıyor?
Yalnız mısın kalabalıkların içinde bile?
Sevdiklerin çok mu uzakta?
En sevdiğin mi canını yakıyor?
Kıyamaz sandıkların mı kıyıyor?
Yaşamak ağır mı geliyor?
“Onlar sana ne yapman gerektiğini söylemeye çalışacaklar. Nasıl görüneceğini, güleceğini, davranışı ve hareket etmeyi. Korkma, güç senin içinde yatıyor. Işığını yak, git ve kuralları yık”
Birkaç dakikalığına bırak hepsini kenara.
Senin hikayen ne? Seni sen yapan ne?
Bu zamana kadar neler aştın, onları düşün.
Geçtiğin sokakları düşün. Bitti denen yerde başladıklarını, düştü zannettiklerindeki kalkışlarını, son gücünle attığın kahkahaları düşün. Bir zamanlar ağladığın kaldırımlarda attığın güçlü adımları düşün. İçinden tekrar doğup çıktığın külleri…
Gurur duy kendinle!
Elini kalbinin üzerine koy ve kendinle gurur duy…
“Onlara gururla ayağa kalkmanın ne demek olduğunu göster”
https://youtu.be/P5Z_oGXk-Mo
Bir yanıt yazın