
Hayat bizi değişime zorluyor. Değişmezsen barınamazsın. Koca bir kayanın bir dağın tepesinden kopup yuvarlana yuvarlana suları aşması değişmeden mümkün mü?
İşte biz bazen bu değişme meselesini biraz abartıyoruz. Biraz da yanlış anlıyoruz galiba.
Kimse yüzünden kötüleşme!
“Artık herkese hak ettiği kadar değer vereceğim”
“Bundan sonra öyle çok sevip bağlanmayacağım”
“Daha da kimseyle bir şey paylaşmayacağım, kimseyle samimi olmayacağım”
Tanıdık geliyor değil mi? Defalarca söz verdik kendimize böyle.
Şimdi diyeceksin ki kendini korumaya almanın nesi kötülük?
Aslında değil ama bu kadar temkinli yaklaştığında saflığını bir parça kaybediyorsun, senlikten çıkıyorsun. Bi kere ipin ucunu kaçırdın mı da o beğenmediğin tiplere dönüşüveriyorsun, kendinden uzaklaşıyorsun gitgide.
Kurmadan, planlamadan, oynamadan yüreğini saf tutanların evren yanında oluyor, buna defalarca şahit oldum.
Eğer sen çevrendeki herkesi yaradandan ötürü seviyor, değer veriyorsan, içindeki sonsuz sevgi ve samimiyeti dağıtma ihtiyacı duyuyorsan, iyilik yapmak senin için mutluluk sebebiyse sen iyi birisin. Samimi, içten, sevgi dolusun.
Evet, çok zarar göreceksin. Çünkü herkes senin gibi değil. Etrafında senin bu durumunu kullanmak isteyenler olacak, rahatsız olacaklar senin gibi olamadıkları için.
İsyan edeceksin, tekrar tekrar söz vereceksin kendine ama kötü haber, birçoğunu yine tutamayacaksın.
Bırak onlar değişsin! Heh, sen de hoş melek değilsin elbette, sadece hiçkimse yüzünden olduğundan daha kötü biri olma. Onlar daha iyi biri olmanın yolunu bulsunlar.
Hem hayatta kötü insanlarca zarar görmekten daha beteri varsa o da kötü bir insana dönüşmektir.
Sen şunu unutmayıver yeter:
Varlığını bedenine değil, ruhununa borçlusun.
Saygınlığını unvanına değil, karakterine borçlusun.
Eğer bu hayatta sevilmek ve saygı duyulmak istiyorsan ruhuna, kalbine, karakterine yatırım yap.
Yoksa sadece bedenen sevilen ve unvanından mütevellit saygı duyulan biri olursun.
Böylesi çok var bu arada, senden pek kalmadı, sahip çık kendine. 🙂

Bir yanıt yazın