Şimdinin Öyküsü

2016/ Coimbra

Bazen öylece durursunuz.

Hayat yanıbaşınızdan akıp gider, siz seyredersiniz dingin, telaşsız… Bazen öyle olur işte. Kontrol sizden çıkmıştır, çabalamanın, çırpınmanın daha çok batırdığını deneyimlemiş, düşünmenin kimi zaman yersiz olduğunu çoktan fark etmiş ve durmuşsunuzdur. Bir yerde çok sevdiğiniz bir şarkı çalıyordur “Soframda yeşil biber, tuz, ekmek, testimde sana sakladığım şarabım, içtim yarıya kadar bir başıma seni bekleyerek, niye böyle geç kaldın?”

Siz gelmeyenleri düşünürsünüz, gelmese daha iyi dediklerinizi, gelse de hiçbir şey fark etmeyecekleri ve asla gelmeyecekleri.

Aklınıza en mutlu olduğunuz, çok eski zamanlardan bir hatıra gelir. 5 yıl öncesinden mesela. O an sigara içiyor olsanız yakarsınız bir tane.

Dudağınız yana kıvrılırken yakalarsınız kendinizi, hınzır bir gülüş bir anlığına geçer gider yüzünüzden. Ne güzel günlerdi değil mi…

Derin bir nefes bırakıverirsiniz, ani bir hüzün kaplar içinizi “Kapım ardına kadar açık bekledi seni, niye böyle geç kaldın?”

Eski olan ne varsa ne kadar yabancıdır şimdi, kırk yıldır tanımıyormuşsunuz gibi.

Kimse alınmasın istersiniz üzerine. Sizin özlediğiniz belki de sizin 5 yıl önceki halinizdir. Henüz daha az acı çekmiştir, henüz hayatın gerçek yüzüyle göz göze gelmemiştir. Daha umutludur. Telaşlı ve endişelidir ama endişesi bile şirindir. Henüz küçüktür. 5 yaş daha küçük.

Yine de dönüp baktığınızda değiştirmek istediğiniz bir şeyler olur muydu?

Şu halinizden daha farklısını diler miydiniz?

Sizi güzel yapan yaşanmışlıklarınızdır, bazen de yaşayamadıklarınız.

Yaptığım çılgınlıkları yapmasaydım şu an çok farklı bir hayatım olacaktı. Bu gece yatağımda böyle uzanıp bu satırları yazmıyor olabilirdim.

İyi ki yapmışım.

Umarım, iyi ki yapmışsınızdır.

https://youtu.be/gSDi65nXMMg


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir