
Bu aralar ilişkilerle ilgili çok sık kötü haber alıyorum. Hiç kimsenin kimseye tahammülü kalmamış ve herkes kara kutusunu açmış. Ay dolunay, deniz yanıyor arkadaşlar. (Ortaçgil’im)
Aldığım bu haberlere kötü dediğime bakmayın, bir yerlerde birileri için karma işliyor, sınavlarını veriyor, birileri de Allah’ın sevdiği kuluysa demek… 🙂
Gerçek aşkın mazerete ihtiyacı yoktur, aşk zaten kendi başına bir mazerettir. Mazeretleriniz varsa aşık değilsinizdir. Aşık değilseniz ya payınıza düşenle idare edersiniz ya aşkın peşine düşersiniz ya da aşktan geçersiniz.
Ben payıma düşenle idare etmeyi denedim, pek beceremedim. Aşkın peşine de düştüm fakat aşkın peşine düşülünce bulunabilen bir şey olmadığını unutarak. Aşktan geçtim mi? Sanırım tek yapamadığım bu. Arada deniyorum ama o kanımda dolaşmaya devam ediyor.
Mantığınıza hitap eden bir şey kalbinizi çarptırmıyorsa doğru yolda sayılmazsınız. Sezgileriniz, içinizden bir ses, bir şeylerin doğru olmadığını söylüyor yine de yapmak istiyorsanız muhtemelen tecrübesiz ya da çılgınsınız.
Ben sezgilerime güvenmeyi birkaç acı tecrübeden sonra nihayet öğrendim. Yani bir zamanlar ben de çılgındım. 😀 Bana hediye olarak verilmiş olan bu güç ve deneyimlerim en azından artık hayatımı başlamadan biten hikayelerle dolduruyor. Başkası için mükemmel olan bir şey sizin için dehşet verici olabilir.
Hayaller hayalperestin su testisidir, yapacak bir şey yok, illaki kırılacaklar. Önemli olan suyun aktığı yola güvenmek. Her fırsatta söylediğim gibi, mutlu ve kendisiyle bütünleşmiş biriyseniz zaten uzay boşluğunda yüzmüyorsunuz. “Artık Sevmeyeceğim” eşliğinde oldukça melankolik bir/ birkaç geceden sonra bir bakmışsınız kuru ağaca çaput bağlıyorsunuz.
“Birlikte olduğumuz sürece her şey yolunda” diyordu “Yanık” adlı tiyatro oyununda. Birlikte olmanın ve sevginin iyileştirici gücünün değerini bilmeyen, birden fazlasını isteyen, artık birlikte olmaya dayanamayan ve birini (o’nu) bekleyen herkese selam olsun.
Bu da geçecek.
