Güzelliğinize!

Gezerken ben 🙂

Mihaela Noroc’u tanıyor musunuz? Artık onu herkes adından olmasa da çektiği fotoğraflardan tanıyor; ”The Atlas of Beauty”

Kendisi gezgin genç bir kadın. Gittiği yerlerde ”güzellik standartları”nın dışına çıkıp güzel bakan, güzel gülen, güzel enerjisiyle etrafı çevreleyen kadınları fotoğraflıyor. Galerisini ilk gördüğümde kendimi çok sorgulamış, bazen aynanın karşısına geçip ”Ben güzel miyim?” diye sormuştum.

Bir gün tangodan çıkmış yorgun fakat mutlu metroya koşarken sarışın bi kadın peşimden koşmaya başladı, durdurdu, bana bir katalogtan fotoğraflar gösterdi, arka sayfada ise boynunda fotoğraf makinesiyle kendi fotoğrafı vardı. Fotoğrafları görünce beni bir yıldır etkisi altına alan o galeri olduğunu anladım. Ve tabii fotoğrafları çekenin bu sarışın güzel kadın olduğunu da. Peki benden ne istiyorsunuz diye sorduğumda ”Senin fotoğrafını çekmek istiyorum” dedi! Ama dedim, bu kadınlar çok güzel, beni neden çekiyorsun? ”Çünkü sen de çok güzelsin!” dedi. Facebook’tan ekleştik, telefonlar alındı verildi ama bi türlü zamanı denkleştiremedik ve Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde tekrar buluşmak üzere sözleştik.

2015/ Mihaela’in bana verdiği kart.

Sonuç her ne olursa olsun, o zamanlar bu olay bana çok büyük bir ders olmuştu. Mihaela’in bana söylemek istediği şey 90-60-90 vücut ölçüleri, fındık bir burun, dolgun dudaklar değildi, onun bahsettiği ruhtu. Peki bu ruh nasıl oluşur bir insanda?

Tek cevap: Mutluluk.

İspanya’da 20’li yaşlarında tek kelime İngilizce bilmediği için pandomim ile anlaştığım garson arkadaşım vedalaşırken bana şöyle dedi ”beautiful”. Ne , nasıl, ”what?” ”You… beautiful” Ben yemek yerken çevirilerde bu kelimeyi arattı, ezberledi ve bana söyledi. Bunu yaparken tavlama gibi bi çabası asla yoktu. Tek başına sokak sokak geziyor ve orada çok lezzetli bir yemek yiyordum, mutluydum, devamlı gülüyordum istemdışı ve o bana ”beautiful” kelimesini seçti.

Okyanusu gördüğümde ağzım kulaklarımda koştururken kayalıklara oturduğum sırada bizdeki mendil atma usulu boncuktan bileziğini ona getireyim diye yanıma atıp giden Faslı genç, kuzularını sevip giderken bana öpücük atan çoban çocuk, camii girişinde önce beni sonra yüzünü gösterip eliyle ”güzel” işareti yapan küfeci yaşlı adam…

Bu insanların tümü orada sadece mutlu bir kadın görüyorlardı. Geziyordum, yeni yerler görüyor, yeni kültürler tanıyor, lezzetli yemekler yiyor, yeni insanlarla tanışıyor ve nefes alıyordum. Mutluydum!

Küçücük bir kız çocuğu yanağımı okşayıp “abla sen çok güzelsin” dediğinde sıfır makyajlı fakat mükemmel bir günün içindeydim. Keza mutsuzken çok çirkin göründüğümü garanti edebilirim size. Mutsuzsam bunu 400 metre öteden anlarsınız.

Peki bir insan nasıl mutlu olur? Hiç sordunuz mu kendinize ”Beni mutlu eden şey ne” diye? Ya da daha basit bir soru sorayım; ”Sizi bu hayatta mutsuz eden ne?”

İşiniz? Partneriniz? Dost görünenleriniz? Yaşadığınız ülke, şehir? Tarzınız? Saçınız? Beklentileriniz?

DEĞİŞTİRİN! Sorunuzun cevabı her ne ise, haydi değiştirin onu!

Dünya değişiyor, enerjiler dönüşüyor. Bakın koskoca bir yılı neredeyse bırakıyoruz arkada. Ne yaptınız koca yıl? Kaç kitap okudunuz? Kaç film seyrettiniz? Kaç yeni yer gördünüz? (Bu bir semt bile olabilir) Kaç insanla tanıştınız? Kaç insanı hayatınızdan çıkardınız? Kaç kişiden özür dilediniz? Sade ve sadece sevdiğiniz için kaç defa gururunuzu yendiniz? Kaç kişiyi affettiniz? Cesur olabildiniz mi yoksa hala korkuyor musunuz bir şeylerden anlamsızca? Kaç kere güldünüz ve kaç kere ağladınız? Canınız tanımadığınız biri için kaç kere yandı? Kaç hayvan sevdiniz? Kaç çocuk giydirdiniz? Kendinize kaç kez kıyak geçtiniz? Kaç kere hediye aldınız ve de verdiniz? Aşık oldunuz mu? Kayıp verdiniz mi? Ya kazandıklarınız?

Bir gün bir kitapçıdan tek bir kitap alıp çıktım. Poşetten iki fiş çıktı. Biri kitabımın, diğeri ”Eat Pray Love” adında bir filmin DVD’si. Bunu bir işaret sayıp filmi izlediğimde hayatımın değişeceğini ve o filmin içine gireceğimi bilmiyordum. Tıpkı filmdeki kadın gibi zincirlerimden kurtuluyor, kendimi arıyor, bulmaya çok yaklaşırken dünya tatlarının farkına varıyor ve şükrediyorum. Kendime ulaştığımda sevgi de bana ulaşacak.

Ben bu yılım için teşekkür ederim.

Kendi mutluluğumu elime aldığım için, artık kimsenin beni üzmesine izin vermediğim için, elimden geldiğince iyi bir dost, iyi bir sevgili olduğum için, emek vermekten, özveri göstermekten, içten olmaktan vaz geçmediğim için, aldığım ve verdiğim için, 7 kere düşüp 8 kere kalktığım için, her ne koşulda olursa olsun bana yakışanı yaptığım için, şu an yaşadığım her ne zorluk varsa gün gelecek üzerime parıltı olarak yağacağı için, bu ışık için teşekkür ederim.

Hala vaktimiz varken dilerim ki mutlu olmanın yollarını her koşulda bulun ve ciğerlerinizle gülün.

Güzelliğinize!

Güzellik demişken küçük bir not: Hiçbir zaman aşırı makyaj yapan biri olmadım ama cilt “kusurlarım” olmasına rağmen kapatmıyorum onları. Gözaltı morluklarımı da kabul ediyorum. Benim güzel görünmek gibi bir derdim hiç olmadı ama insanların güzel görmek gibi bir derdi olmalı. Güzel görmek için de göz değil gönül gerekir, bu sebeple sizi dış görünüşünüz ile ilgili devamlı eleştiren insanları hoş görün. Sağlıklı, huzurlu ve mutluysanız hiçbir sistemin “güzellik” olarak kabul ettiği koşullara uymak zorunda değilsiniz. Kendinizi çok sevin, kendinizi çok beğenin!

https://youtu.be/GH2qcyHGFT4


Yorumlar

“Güzelliğinize!” için 6 yanıt

    1. Çok severim 🙂

  1. Yakup Ali Turan avatarı
    Yakup Ali Turan

    Yaa! Ne yazayım bilemedim. Sadece Sen Harika. Muhteşem Bir insansın. Hayat da. Senin. Kalbine göre Heeep. Verecektir. Kal sağlıcakla.

    1. Yakup amcacığım çok mutlu ettin beni, çok teşekkür ederim. ❤️

  2. Sakine Aktan avatarı
    Sakine Aktan

    Senin özün güzel, istesende çirkin olamazsın. ❤️

    1. Annem ❤️

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir