
Kaldırımda bir çiçek.
Üzerine belki defalarca basılıp geçilmiş ama güzelliğinden, zarifliğinden
hiçbir şey kaybetmemiş.
Hemen aklıma bir iki gün önce mail kutuma düşen
bir pasaj geliyor: “Kısacık ömrümüzde biraz huzur istiyorsak, evvela her
şey karşılıklı olacak. Ne birilerinin canını yakacaksınız ne de birilerinin
canınızı yakmasına müsaade edeceksiniz. Boris Vian, ‘Çiçekçi dükkânlarının hiç
demir kepenkleri olmaz. Kimse aklına getirmez çiçek
çalmayı.’ Der. İşte biz, bir çiçek dükkânı olduğumuz vakit, kimse ömrümüzden
çalmayacak.” (biryudumkitap.com)
Bu sabah kendimle uzun bir konuşma yaptım.
Şükredecek ne çok şeyim var, atlıyor muyum bazen? Akış ne kadar da güzeldir,
unutuyor muyum?
Yine her zamanki gibi elimden geleni yapıyor,
yüreğimi ortaya koyuyordum. Kimseden bir beklentim yoktu, zaten çok uzun süre
önce vaz geçmiştim medet ummaktan. Sonunda acı varsa belki de şanslı
olduğumdandır. Evren yine yapacaktı yapacağını ve ben o gün geldiğinde çok iyi
hissedecektim nihayetinde hep olduğu gibi.
Acı dediğimiz güzelleştiriyor insanı. Onca kalp
yangınına rağmen kalp kırmıyorsa insan bunun bir karşılığı var elbet bir
yerlerde zamanını bekleyen.
Son olarak söylemek zorundayım ki üzüntünüzü
doyasıya yaşıyor, ama neşeli olmaktan vaz geçmiyorsanız işte o zaman gerçekten
“güçlü” ve tıpkı bu çiçek gibi çok güzelsiniz.

Bir yanıt yazın