
2016/ İstanbul
Bugün metroda bir baba-oğulun yanına oturdum. Daha otururken adamın haşin davranışları dikkatimi çektiğinden merakım uyandı ve dinlemeye başladım.
Adam taş çatlasın 13-14 yaşlarındaki oğluna bağırıyordu. “Sen yüreksizsin!” diyordu birleştirdiği parmak uçlarını çocuğun kalbine kalbine vururken, “Sende bu yok bu! Sen beceriksizsin, dedim sana, geçen sene de yapamadın bu sene de yapamayacağını söyledim sana al işte yine yapamadın” diyor ve bu lafları bastıra bastıra tekrarlıyordu. Bu da yetmezmiş gibi kendi başarılarından söz edip “Sen kime çektin acaba” mesajı veriyordu aslan yürekli adam(!) Çocuk ise başı önde, yalnızca dinliyordu.
Elimde olmadan dönüp dönüp adamın yüzüne, gözlerinin içine bakıyordum. Bi şey desem benimle de kavga edecekti ve sözlerimin hiçbir tesiri olmayacaktı. Ama eğer gece başımı yastığa koyduğumda o çocuğu kendime kızarak hatırlamak istemiyorsam bir şey yapmalıydım.
Tam o sırada, Allah sesimi duydu herhalde, adam bi hışınla metro kapısına yöneldi ve inmek isteyenler de adamın etrafını sarınca ben ve çocuk yan yana kalmış babasının görüş alanından çıkmıştık. Çocuğun kulağına eğildim: “Sen kendine güven yeter. Istediğin her şeyi yapabilirsin, istemediğin hiçbir şeyi de yapmak zorunda değilsin” dedim omzuna dokunurken.. Sonra o elma gibi kızarmış şirin yanaklarla bana döndü, gülümsedi ve “Evet, biliyorum” dercesine başını salladı. Sonra babasının yanına geçti ve indiler metrodan.
Bu belki de biraz içimdeki “küçük ben”e mesajımdı, belki de bana söylenmesini istediklerimdi.
Ama ne olursunuz, burada durup kimseye annelik babalık dersi veremem fakat, çocuklarınızı “yapamazsın” diyerek eğitmeyin. Bu yalnızca onların cesaretini kırar ve bu bir gün size döner..
Çocuk, umarım kendi yolunda çok mutlu olursun..

Bir yanıt yazın