
2017/ Kocaeli Üniversitesi
1999 yılında Resneli Niyazi Bey İlköğretim Okulu’nda başladı öğrenim hayatım. 2007 yılında Kurtuluş Lisesi ile devam etti. Hep okulu, öğretmenleri ve dersleriyle arası iyi bir öğrenci oldum.
Bu durumun tam olarak ne zaman son bulduğunu biliyorum. Öğretmen olmak için şu malum üniversite sınavlarını kazanmaya çalışırken.
İlk o zaman sistemin çarklarında bir diş olduğumu ve çark ne tarafa dönerse ona uyum sağlamak zorunda olduğumu fark ettim.
Kazanamadım ve öğrenim hayatıma 2012 yılında Kocaeli Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam ettim.
İlk ders bir hocamın “Senden iyi hukukçu olur” demesiyle gaza gelip bir de Anadolu Üniversitesi’nde Adalet okumaya başladım.
Siyasete, hukuka, toplum bilimine, tarihe ilgim vardı. Sunum yaparken hocalarımın bana akademisyenliği yakıştırmasıyla hafiften gaza da geliyordum. Fakat çarkın döndüğü yön benim gitmek istediğimden o kadar farklıydı ki.
En sonunda katıldığım konferansların birinde kafamı yukarı kaldırıp “Allah’ım benim burada ne işim var?” dediğim gün çarktan sıyrılmak, fark yaratmak zorunda olduğumu anladım.
Üniversite hayatım boyunca kendimi geliştirmek için elimden gelen her şeyi yaptım. Erasmus yaparak yurtdışında okuma fırsatı yakaladım ve “Oraya gitme, derslerden kalırsın, dönemin uzar” dedikleri yere gidip bütün derslerimden geçip geldim. Bir kıtayı keşfettim, insanlar ve öyküler tanıdım.
Tiyatroya devam ettim, dans etmeyi öğrendim, işaret dilini tecrübe ettim. Değerli fikirler aldım ve fikirler verdim naçizane.
Evet bir derecem yok, şükürler olsun ki yok. Kocaman bir sosyal hayatım var, hobilerim var, yapmayı sevdiğim, becerebildiğim şeyler var. Yüzümü döndüğüm bir gökyüzü ve sesine sonuna kadar güvendiğim bir kalbim var.
Bu sistemin içinde ne kadar ayakta durulabilecekse o kadar durdum. İster aptal bir gurur ister salakça bir düşünce diyin; mezuniyet baloma katılmadığım gibi kep törenime de katılmayacağım. Bu, beni ikna etmeye çalışan ailem, hocalarım ve arkadaşlarım dışında kimsenin umurunda olmayacak biliyorum. Toplum ayaklanmayacak, dolar yükselmeyecek, cumhurbaşkanı istifa etmeyecek, ama denizyıldızı öyküsünü bilirsiniz….
Dönemimde mezun olan birçok arkadaşım kutlamaların ertesi günü “işsiz” olacaklar. Biz mezun olurken onlarca akademisyen ihraç edilmiş, hapse atılmış, şiddet ve işkence görmüş olacak. Birkaç ay sonra hayallerini bir sandığa kitleyen binlerce genç istemedikleri bölümlerde okumaya başlayacaklar. Bazıları sınavı kazanamayıp intihar edecek. Bazı aileler parası olmadığı için çocuklarını dershaneye yollayamayacak. İkinci öğretimlerin harçlarına zam gelecek, yürüyüş yapıp hak isteyenler dövülecek. Eğitim ve öğretim adı altında ezber yapabilen robotlar yetişecek yine.
Kutlamaya değer bir öğrenim hayatım olmadı. Mezuniyete inanmıyorum.
Ailemi bu zamana kadar defalarca gururlandırdığımı düşünüyorum. Yine de beni keple görme gururunu onlara yaşatamayacağım için üzgünüm.
Güzel günlere selam ve sevgi ile….

Bir yanıt yazın